Fantastik Seks Hikayeleri!

Tatlı Komşum! (9)

Webcammen met de geilste amateurs thuis!

Tatlı Komşum! (9) (Furkan 31 Y., Manisa)

Pazar gecesi sabaha karşı telefon çaldı. Ebru, "Cevat'a birşeyler oldu, ambulans çağırdım, hastaneye gidiyoruz!" dedi. Hastaneye gittiğimde öğrendik. Yüksek tansiyondan beyin kanaması geçirdiği söylendi. Sonraki 15 gün boyunca ameliyat olup hastanede yattı. Anevrizma temizlenmesine rağmen felçli olarak kaldı. Sadece bakışları vardı. Ama çocukları bile üzülmedi desem yeridir. Hem gündüz hem de gece için 2 ayrı hemşire tutulup evde bakım yapılmaya başlandı. Bu da bizim neredeyse işimize geliyordu. Gece çocuklar uyuduktan sonra ya ben gidiyordum, ya da Ebru bana geliyordu.

Haftada bir gün Pazar günleri kahvaltıda çocuklarla bir araya geliyor, sonra da Cevat'ın odasına geçip ben işle ilgili gelişmeleri, Ebru da çocukları ve kendi işini vs. anlatıyordu. Cevat boş gözlerle bakıyor, arada gözlerini kırpıyor, ama bizi anladığına dair bir işaret göstermiyordu. Biz yine de her Pazar yarım saat bunu yapıyorduk. Ebru, çocukların babalarının odasına hiç girmediklerini söylüyordu.

Bir akşam Ebru bana gelecekti. Güzel bir masa hazırladım. Tabii ki herşey dışardan, bana tabaklara koyup servis etmek düşmüştü. Masaya 3 servis açtım ve Hatice'yi de çağırdım. Ebru gelip masayı gördüğünde daha masaya oturmadan tekrar zil çaldı. "Geçen sefer Ayşe ile sen sürpriz yapmıştın, bu kez sürpriz yapma sırası bende!" dedim. Tanıştırdım. Ebru çok sessiz, uzak ve düşünceli kalmıştı. Açıkcası bu beni bir an için korkuttu. Önce Hatice kendi hikayesini anlattı. Ebru işte o an yüzünde tuhaf bir rahatlama hissiyle, "İkimiz de kocada şanssız ve sevgilide şanslı çıktık desene!" deyip kendi hikayesini anlattı. O gece yine müthiş geçti.

Ebru ve Hatice sabah çocuklarını okula göndermek için çıktıklarında, gece boyu çok az uyumuş, kah sevişmiş, kah sohbet etmiştik. Ebru oteli, Olga, Boris, Aishe, son gece katılan barmen ve Ayşe ile olayları anlattı. Hatice de Bursa gezisini, Büşra ve Mert'i. O kadar iyi anlaşıp, daha önce yaşamadıkları şeyleri birbirlerine anlatırken, tekrar o anları yaşayıp heyecanlanıyorlardı ki, ben arada sessiz sadece onları izlemekle yetiniyordum.

Çırılçıplak üç beden yatakta yanyana yatarken, ortadaki Ebru aynı gecede 5 farklı yarak tarafından neredeyse her deliğinden ayrı ayrı sikildiğini anlatırken Hatice kopmuş bir şekilde, gözleri kapalı Ebru'nun amını parmaklıyor, Ebru da Hatice'nin götüne soktuğu parmağını yarak gibi kullanıp, ikisi de birbirini gaza getiriyordu. Ebru, "Düşünsene, benimkinin kalkmayan yarağı ile yıllarca uğraştıktan sonra bir gecede hem sevgilim, hem otelde tanıştığım bir kabuklu sikti ve üç ter kokulu hırpani herif üstümden geçti!" diyor, Hatice sanki o anları kendi yaşarcasına götündeki Ebru'nun parmağına daha fazla abanıp neredeyse 4 parmağını Ebru'nun amına sokmaya çalışıyordu.

Ben onları dirseğimin üzerinde seyrederken, arada öpüşmeye ve birbirlerini parmaklarıyla sikmeye devam ettiler. Ebru da Hatice de özellikle serserilerin tecavüzüne takmış, bundan müthiş zevk alır şekilde konuyu oraya çeviriyor, Ebru, "Adam acımadan direk soktu götüme, çok acıdı ama içimin yağları eridi!" dedikçe Ohlar Ahlar havada uçuyordu. İkisi de orgazm olup, birkaç dakika dinlendikten sonra ikisi de bana masumane bakıp, beni aralarına aldılar ve iki tarafımdan vücudumun her yerini yalayıp öptüler.

Bir yer bulup, tüm bu ekibi bir hafta sonu toplama kararı aldık. Hatice, Bozdağ'da bir yayla evlerinin olduğunu, orada toplanabileceğimizi söyledi. Herkes programlarını kontrol etti ve 3 hafta sonra Cumartesi sabahı buluşup Pazar akşamı dağılacak şekilde sözleşildi. Sadece Ayşe Ebru'nun yerine dükkanda kalacağı için Cumartesi akşamüzeri dükkanı kapatıp gelecekti...

Benim arabayı Ayşe'ye bıraktık. Cumartesi sabahı ben, Ebru ve Hatice bir sürü malzeme düzüp eve gittik. Burası Bağevinden daha çok kocaman bir salon ve mutfak, devasa veranda, üst katta 4 adet ebeveyn banyolu yatak odası olan, meyve ağaçları kaplı bir ön bahçe içinde yüksek duvarlarla kaplı kapı girişinde bir bakıcı evi bulunan bir bölümünde üzüm bağı olan, birkaç yüz metre arkada bina çatıları vardı ama bunlar da arazi içindeydi.

Hatice, "Burayı rahmetli kayınpeder kendi zevkine göre yaptırmıştı. Arka tarafta depolar, çiftlikte çalışanların kaldığı binalar, küçük bir şaraphane var. Ama bu bölüm ayrı burası gibi duvarlar içinde çiftliğin geri kalanından ayrı bir yer. Burda bekçi olarak bir aile var, ama aynı zamanda çiftliğinde kahyası adam. Ben pek gelmem, bu üçüncü gelişim bunca yılda. Ama Ahmet ayda birkaç kez gelir, gece kalır, kontrol eder dedi.

Yaşları 35-40 arası bir çift gelip arabadaki malzemeleri çıkarıp, bize, "Hoşgeldiniz!" dedi. Yanımıza o kadar çok alkol almıştık ki, ikisinin de (Ne oluyor burda?) der gibi bize baktığını hissettim bir an. Adam, "Hatice hanım bunlara gerek yoktu, çok kaliteli şaraplarımız var, kendi bağımızdan!" dedi sitem edercesine. Hatice de, "Haklısın, ama misafirler çok, arkadaşımın doğumgününü kutlayacağız da..." diye mazeret uydurdu...

Öğlen için yapılan yemeklerden yedik. Biraz bahçeyi dolaştık. Neredeyse sözleşmiş gibi Boris ile Olga, Aishe aynı araçla, Büşra ve Mert ayrı araçla konvoy halinde geldiler. Onların eşyalarını da içeri taşıdı kadın ve adam, kırık Türkçeli iki Rus, kırık Türkçeli bir zenci kadın ve bizim gruba aval aval bakarak. Herkes hayran hayran etrafı dolaştı, sonra da odalarına yerleşti. Kahya Halil akşam yemeği için Mangal yaktı. Karısı Hülya bahçenin mamullerinden hazırladığı çeşit çeşit salatalar, turşular, mezeler ve bizim getirdiklerimizle masayı kurdu verandaya...

Baharın o muhteşem ılık havasında içkiler içilmeye başladığında, zaten herkes birşeyleri özlemiş halde kıpırdanmaya başladı. Halil ve Hülya müsaade isteyip çekildiler. Boris Ebru'yu çok özlemiş, tüm gece masa altından heryerini mıncıklamıştı. Hatice ile Aishe Mert'in iki tarafında, biri eğilmiş yarağını emerken, diğeri dudaklarına yamulmuş nefessiz öpüşüyordu. Olga ve Büşra da hem içkilerini yudumluyor, hem de biri yarağımı avuçlamışken, diğeri boynumu emiyor, öpüyordu. Tam o sırada bir korna sesi duyuldu, Ayşe gelmişti.

"Bensiz mi başladınız?" deyip, direk Boris'le Ebru'nun yanına gitti. Ebru'dan dinlediği bu kabuklu yarağı merak ediyordu sanırım. Masanın üzerinde, kenardaki koltuk takımında, her yerde öpüşen, birbirini yalayan insan doluydu. Bunca hareket içinde meyve ağaçlarının altında karartılar dikkatimi çekti. Kızları birbiriyle öpüşür bırakıp, "Tuvalete gideceğim!" dedim. Mutfaktan dışarı arkaya açılan kapıdan çıkıp, meyve ağaçlarının arkasından dolaştım. Gördüğüm manzara müthişti.

Hülya ağaçların arasında domalmış, biri arkadan amına sokmuş, biri ağzına vermiş, iki gencin arasında sikişiyordu. Üçü de verandada dönen seks oyunlarına gözlerini dikmiş, kendilerini kaybetmişlerdi, geldiğimi bile farketmediler. "Kolay gelsin!" dediğimde gençler de Hülya da doğruldu, ne yapacaklarını bilemez halde bakakaldılar. "Halil nerde, kim bunlar?" dedim. Hülya, "O sızdı mangal başında rakıları çekince! Zaten tüm gece masa altından okşamalardan azmıştım, bunları çağırdım ben de. Bunlar Halil'in yeğenleri, 5 yıldır Ahmet bey'le Halil sikişmeye başlayalı beni bunlar sikiyor!" dedi. "İyi iyi! Şimdi cezalısınız, bu gece bize katılacaksınız!" dedim. Üçünün de gözleri parladı resmen.

Bizimkilerin yanına gidince, "Misafirlerimiz var!" dedim. Hep beraber salona geçtik. Sonrasında, yerlerde, odalarda, koltukta, mutfakta sikiştik. Bir ara Boris Hülya'yı kendi bekçi kulübesine doğru domaltmış verandada... Yani hemen hemen bütün kadınlar bütün erkekler tarafında sikilerek, sabaha karşı yorgun sızıp kaldık...

Öğlene doğru Hülya'nın hazırladığı müthiş kahvaltı masasında otururken araba sesi geldi. Ahmet gelmişti. O iki genç eve girip gözden kayboldu. Ahmet gelip hepimize, "Hoşgeldiniz!" dedi. Karısını yanağından öpüp, o da masaya geçti bizimle kahvaltı etti.

Kahvaltıdan sonra, Ahmet, "Dostlar burası artık hepinizin yeri biliyorsunuz, haber bile vermenize gerek yok. İşte Hülya ile Halil de burda, siz onları onlar sizi tanıdı, ne zaman isterseniz gelip dinlenin, eğlenin. Bozdağ kar turizminde de iyidir! Şimdi bana müsaade işlerim var!" dedi gitti. Ben Hülya'ya soran gözlerle bakınca, "Önce çiftliği gezerler, sonra bizim evde..." deyip meşhur pompa hareketini yaptı. Hepimiz gülüştük.

Akşamdan beri Boris en çok Hülya ve Hatice'ye, ben Büşra'ya ve Olga'ya, Mert ise Aishe'ye ilgi gösteriyor, en çok onlarla oluyorduk. Ebru ve Ayşe ise gençlere takılmıştı. Gerçi Olga, Hülya ve Büşra da gençlerin tadına bakmıştı, ama içeri geçince, gençler akşamdan beri dokunamadıkları Aishe'nin iki yanına oturdu. Mert biraz bozuldu, ama belli etmedi. O öğleden sonra herkes enerjilerini sonuna kadar kullandı.

O hafta içi ne ben kadınları aradım, ne de onlar beni. Birdahaki hafta sonuna kadar hepimiz ancak dinlenip kendimize gelebildik.

[Furkan]

Seks Hikayeni Yolla « Fantastik Seks Hikayeleri

18+ YASAL UYARI:
Fantastik Seks Hikayeleri sitesi 18 yaşından büyükler için Seks Hikayeleri içermektedir. 18 yaşından küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede Fantastik Seks Hikayesi okumak kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!

ÇEREZ (COOKIE) POLİTİKASI:
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.

Copyright © All rights Reserved. The Netherlands. Contact E-Mail: